Kesinliklerin Sonu PDF indir

tarafından
121
Kesinliklerin Sonu PDF indir

Kesinliklerin Sonu 2004 yılında basılmıştır.Kitap toplam olarak 216 sayfadan oluşmaktadır.Kitabın yazarı ise İlya Prigogine´dır.

Kesinliklerin Sonu ÖZET

Kesinliklerin Sonu PDF indir, Bu yapıtta incelenen -evrenin determinist yasalarla mı yönetildiği, 7.8Dlanın işlevinin ne olduğu- soruları Batı düşüncesinin başlangıcında Sokrates’ten önceki düşünürler tarafından dile getirilmiştir. 2500 yıldan fazla bu sorularla iç içe yaşıyoruz. Bugün, kararsızlık, kaos matematikleri ve fizik alanındaki gelişmeler bu uzun tarihte yeni bir sayfa açmıştır.

Şu halde, bu soruları yeni bir bakış açısıyla yeniden ele alarak, geçmişin çelişkilerinden kurtulabiliriz. Modem fiziğin ağırlığını koyduğu ikilem terimlerini ilk kullanan Epikuros’dur. Demokritos’un takipçisi olan Epikuros, dünyanın boşlukta hareket eden atomlardan oluştuğunu ve atomların koşut yolları izleyerek tümünün aynı hızla değiştiği kanısındaydı.

Bu durumda nasıl çarpışabiliyorlardı? Yeni bir atom bileşimi olan yenilik nasıl oluşabilirdi? Epikuros’a göre, bilimin, doğanın anlaşılırlık sorunul’la insan yazgısınınki birbirine bağlıydı. Determinist atom dünyasında insanın özgürlüğü neyi ifade edebilirdi? Epikuros, “Kimilerinin her şeyin efendisi gibi gördüğü yazgıya bilge kişi güler.

Gekçekten de, fizikçilerin yazgısına tutsak olmaktansa, Tanrı üzerine mitleri kabul etmek daha iyidir. Çünkü mit bize Tanrıları yüceltmemizle bağdaşan bir umudu sağlarken, yazgı katı bir zorunluluk niteliği taşır”‘. diye Menecee’ye yazmıştır. Epikuros’un bahsettiği fizikçiler boşuna Stoacı felsefeciler olmuşlar, bu alıntı, şaşılacak şekilde çağdaş yankılar uyandırmıştır!

Ve yine de Kant, Whitehead ya da Heidegger gibi büyük Batı düşünürleri, anlamı tehdit eden nesnel bir dünya görüşüne karşı insan varlığını savunmuşlardır. Ancak hiçbiri, karşıt istekleri tatmin eden, anlaşılırlık ve özgürlük ideallerimizle bağdaştıran bir görüş getirmeyi başaramamıştır.

Böylece, Epikuros tarafından sunulan çözüm, öngörülmeyen zamanlarda atomların koşut düşünü farkedilemeyecek bir şekilde bozan, ad hoc (uygun) bir öğenin katılmasıyla sistemi kurtaran klinamen, düşünce tarihinde temelsiz bir varsayım örneği olarak kalmıştır. Bir yenilik düşüncesine mi gereksinim duyuyoruz? Her yenilik bir yanılma değil mi? Burada sorunun kaynağına ineriz.

Popper’ın anladığı gibi, Herakleitos’a göre “Doğruluk, doğanın temel varlığını kavramaktır ve hatta süreç gibi Ustu kapalı sonsuz olarak anlamış olmaktır”. Buna karşılık Parmenides’in Unlu şiiri, ne ölen, ne doğan ne de olan tek varlık gerçekliğini ileri sürer·. Platon için Sofist’ten öğrendiğimize göre, hem varlığa hem de oluşa gereksinim duyarız, çünkü doğruluk, varlığa, kararlı bir gerçekliğe bağlıysa, oluşu gözardı ettiğimizde ne yaşamı ne de düşünceyi algılayabiliriz.

Başlangıcından bu yana varlık ve oluş ikiliği Batı düşüncesinde çok sık görülmüştür, öyle ki Jean Wahl felsefe tarihini, Tanrısal iradenin yönettiği bir evren ve otomat bir dünya arasında sürekli olarak gidip gelen bir bir tarih olarak nitelendirilmiştir. “Doğa yasaları”nın formüle edilmesi, bu eski tartışmaya yeni bir boyut getirmiştir. Gerçekten, fiziğin açıkladığı yasaların konusu, varlığın gerçekliği adına, oluşu yadsımak değildir.